Ercan C. TUNCER


YÖNTEM

Cumhurbaşkanı kararı ile Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne atanan Melih Bulu, aynı yöntemle görevinden azledildi.


YÖK’ün istifasını talep ettiği atanmış rektör Melih Bulu, bu kararı, YÖK’ün kendi tasarrufu olduğu ve kurumların, bugünün yönetim biçiminde, YÖK’ün tabiriyle ‘’Üst Kamu Yönetimi’’ ile aşılabilir engeller olduğunu düşündüğünden mi ciddiye almadı?

Başarısızlık gerekçesiyle istifasını talep ettiği Melih Bulu tarafından reddedilen YÖK de amacına ulaşmak için aynı düşünceyle mi basın açıklamasında rektör atamaları hususunda başvurulabilir bir yöntem olduğunu ilan ettiği ‘’Üst Kamu Yönetimi’’ müdahalesine başvurdu?

‘’Üst Kamu Yönetimi’’ tasarrufu ile gelmekle ‘’Üst Kamu Yönetimi’’ tasarrufu ile gitmek arasındaki yöntem farkı nedir? Burada yapılan işlemi geri almak ya da iptal etmek midir yoksa icraatlarından memnun kalınmayan rektörün, aynı yöntemin ikinci defa kullanılmasıyla görevden alınması mıdır?

Bu durumda olagelen, üniversitenin öğretim üyeleri, öğrencileri ve mezunlarının büyük kısmınca istemediği Melih Bulu’nun görevi bırakması için aylardır sürdürdüğü mücadelenin neticesi midir?

Melih Bulu’nun rektörlüğe gelişine yöntem nedeniyle karşı çıkanların aynı yöntemle gidişi hakkında düşünceleri nelerdir?

TRT yönetim kurulu üyeliğine atanan Hilal Kaplan, Marmaris’e yapılan yazlık sarayla ilgili olarak ‘’5 yıl önce neler yaşadığımızı unutmayanlar, zaten devlete ait bir arazide neden devlet konukevi yapıldığını anlayabilirler.’’ diye yazarak korunaklı bir yapıya ihtiyaç hissedilme gerekçesini belirtmiş. Elbette devlet görevlilerimiz ve onların misafirleri görevlerini icra ederlerken ya da her insan gibi hakkı olan dinlenme zamanlarında en üst düzeyde güvenlik tedbirlerinin alınması gerekir. Millet, gerek işçisi ve memuru ile maaşlarından kesilerek gerekse tüccarı, esnafı vb ile beyan edilerek ödediği vergilerle bu gibi korunaklı tesislerin inşasına rıza verebilir; ancak mevcut ekonomik koşullarda lüks ve gösterişe yapılan harcamaların itibarın tesisine yarayacağına kanaat getirir mi bilemiyorum. Bir şey var ki Hilal Kaplan’ın gerekçesi böyle bir durumun tekrar etmemesi için gereken önlemlerin alındığına dair inancın zedelenmesine yol açabilir. Tarihten ders çıkarmanın korunaklı yapılar inşa etmekten daha yüksek bir güvenlik bariyeri oluşturacağını düşünüyorum. Örneğin kamu kurumlarına yapılan memur alımı ve üst düzey yönetici atamalarında liyakat esasının önemi 5 yıl önce yaşananlardan çıkarılacak derslerden biridir.

Gelir dağılımındaki eşitsizlik özellikle orta ve alt gelir grubundaki vatandaşlarımızın ekonomik adalet özlemi duymasına neden oluyor. Bu adalet talebi neticesinde ki yöneliş Cumhuriyetin, bugün özellikle pandemi döneminde daha belirgin hissedildiği üzere, eğitim politikaları nedeniyle her ne kadar yıpranmış görünse de yine de temelini sağlam attığı eğitimde fırsat

eşitliği kazanımı sayesinde adalet arzı idealizmine dayanak oluşturan unsurlardan biri olma özelliğinde. Durum böyle olmasa dahi bağımsız kararlar alabilmek adına ticaret gibi ek işlerle meşgul olmaması beklenen yargı mensuplarının, adil yargının tesisi için tüm siyasi ve iş örgütlerinden önce ve ziyadesiyle inanç ve fikir farkı gözetmeksizin, toplumca sahiplenilmesini şart koşmaktadır. Toplumun benimsediği ve sahip çıktığı adalet kavramı, uygulayıcılarını her türlü baskıya karşı koruma altına alacaktır.