Agah ÖNAL


TERAZİ

Adalet, insanların bir arada yaşamasını sağlayan temel olgulardan bir tanesidir.


Adaletin olduğu yerde huzur ve mutluluk vardır, adaletin sağlanamadığı yerde ise kaos ve kargaşa oluşur. Çünkü insanlar hak, adalet ve eşitliğin olmadığına inanır ise kendi adaletini kendileri sağlamaya çalışır. Sonuç olarak bütün topluluğun düzeni bozulur. Adaletin olduğu toplumlarda insan güven içinde yaşar kimsenin kendilerine karşı adaletsizlik yapmayacağını, aksi bir durum olur ise hukuk sisteminin kendi haklarını koruyacağını bilir. Adaletin küçüldüğü ülkelerde büyük olan artık suçlulardır.

Bundan şunu çıkarabiliriz: Adaleti sağlamak, yalnız yasaları uygulamakla sınırlı değildir. Yazılı olmayan kurallarımız da bulunmaktadır. Örneğin bir öğretmenin tüm öğrencilerine veya bir annenin tüm çocuklarına aynı şekilde davranması, ayrım yapmaması gerektiği ile ilgili herhangi bir yazılı kanun yoktur. Burada yazılı kanun değil, kişinin vicdanı devreye girer. Zaten kişi, ancak vicdan sahibi olduğunda adaleti sağlayabilir. Çünkü adalet medeniyetin temel taşlarından bir tanesidir, toplumda adil olmak, beraber yaşamanın en güzel halini sağlamaktadır.

Güçsüzü güçlüye, fakiri zengine karşı koruyan eşitlik ve adalettir. Ama son dönemde gelişim ve zenginliği karıştırıyoruz, ikisi de farklı şeylerdir bunu çok iyi bilmemize rağmen bu düzene uyum sağlıyoruz. Mesela Araplar zengindir ancak gelişmiş değildir. Biz de son dönemde Araplaşıyoruz bu yüzden bilgili ve kültürlü değil, paralı ve nüfuslu insanlara saygı duyuluyor. Bu durumun getirdiği yargısızlık ve hukuka güvensizlik söz konusu. Adaletin kuvvetli, kuvvetlinin de adil olması gerekir. Ama ne yazık ki günümüzde bu durum yok denecek kadar az. Tüm insanlara, hiçbir fark gözetilmeksizin davranılmalı, kimse kimseden üstün görülmemelidir. İnsanlar, birbirlerinin haklarına riayet etmeli, kimsenin hakkını gasp etmemelidir.