Ercan C. TUNCER


SIĞINILACAK LİMANLAR

‘’Kendinden çok söz etmek, kendini gizlemenin de bir yoludur.’’ Friedrich Nietzsche


Sedat Peker, siyaseten yaptığı yatırımlara beklediğinin tam tersi karşılık görünce bazen gizlenmenin de başka bir yolu olan açığa çıkmaya karar verdi. İddiaları bir başkası tarafından dile getirilseydi muhataplarınca çok daha kolay geçiştirilebilirdi; ancak söz konusu kişilerle ilgili belirttiği yakın ilişkisi inkâr edilemediğinden Türkiye’nin de gündemini belirlemeye başladı. Hatta bahsettiği uluslar arası bağlantılar sebebiyle bazı bölümleri yabancı dilere çevrilerek yeniden yayımlanacaktır muhtemelen.

Yayımladığı yedi bölümlük videolarında anlattıklarına bakınca anlatabileceklerinin ne kadar büyük etkisi olabileceği kolaylıkla anlaşılabiliyor. Bu yüzden aslında henüz gemileri yaktığından emin olunamıyor. Yargının işine karışamayız ancak Peker’in muhatapları açısından savunma aracı olarak kaba bir jargon dışında takınılmış başkaca bir tutum olmadığından hareketle haklarındaki iddiaların, inkâr neticesinde incelenme değerinden yoksun bırakılabileceği düşüncesine mi sahipler diye de düşünmeden edemiyor insan. Böyle bir düşünce hâkimse bunu en iyi bilenlerden birisi kendi bahsinde geçen önceki konumları nedeniyle Sedat Peker olurdu zaten.

İddialardan, inkâr halinde, yetkili kurumları harekete geçmekten hiçbir gücün alıkoyamayacağı ispat belgelerine geçeceğini söylemesi de bu nedenle olabilir mi?

Her ne olursa olsun kişisel çıkarlar uğruna içi boşaltılmış kavramlara sığınarak ülkenin Uğur Mumcu gibi çok büyük değerlerinin şehit edildiğine varan iddiaların vahameti karşısında hukuk görevini yerine getirecektir elbet. Burada bizlere düşen ise gelecek nesillerin bilgiye dayanmayan fikirlere, başkalarının kişisel bakışına dayanan inançlara her zaman temkinli yaklaşmasını öğütlemek olmalıdır. Vicdan insan nefsinin önemli bir otokontrol mekanizmasıdır. Bugün bahsi geçen değerlerin kötüye kullanılması mümkün olmasa bu bahanelerle işlenmiş birçok suçun faili vicdanına karşı koyamayabilirdi belki. Bu onları suç dünyasından kurtarır

mıydı bilemem; fakat en azından kurbanlarını hukuk dışı muamelelerden alıkoyardı.

‘’Bu dünyaya verilen zararların yarısı kendini önemli hissetmek isteyen insanların eseridir.’’ T.S. Eliot

Siyaset bir meslek midir? Alanına aldıklarına iş imkânı mı sağlar; ticaret aracı olarak kullanılabilir mi yoksa siyasetçilik ülkesinin vatandaşlarının refah içerisinde değer üretmelerine ve ülkelerinin aydınlık geleceğine katkıda bulunmalarına gerekli zemini sağlayacak beceriye sahip idealist kimselerin vatanına milletine ve geleceğine yatırım alanı mıdır?

‘’Hakkınızda hiçbir şey bilmeden size tapıyorlarsa aynı nedenle nefret de edebilirler.’’ Marilyn Monroe

Farklı siyasi fikirlere sahip insanlar arasındaki tartışmada hükümet, yürütme organı olduğundan her ne kadar tasvip edilmese de taraflı davranabiliyor çünkü sahip olduğu fikirle iktidara gelmiştir; ancak devlet kavramı bambaşkadır. Farklı düşüncelere eşit yaklaşabilmelidir. Bu yüzden hükümet yürütme görevini yerine getirirken, yargı kendi bağımsızlığını korumalıdır. Güçler ayrılığı devletin en önemli ayağıdır. Hakkında dava açılanlarla hakkında takipsizlik kararı verilenler arasındaki siyasi fikir farklılıkları bu yüzden önemsenmez; çünkü bağımsız yargı buna bakmaz. Suç var mı yok mu buna bakar. Fikir özgürlüğü çerçevesinde eleştiri hakkı belli bir ideolojinin yandaşlarının farklı düşünenlere hakaret ederken sığınabileceği bir liman değildir.