Ercan C. TUNCER


NASİP

‘’İnsan, evi sıcak, karnı toksa henüz pek az şeydir; ama içindeki daha iyi tabiat harekete geçecekse evi sıcak, karnı tok olmalıdır.’’ FRIEDRICH SCHILLER


Hazine ve Maliye Bakanımız Nureddin Nebati’nin tüccar kimliği konuşuldu. Açıkçası yurtiçi ve yurtdışında onlarca mağaza ile yerli üretim konfeksiyon ürünlerinin yanı sıra ithal markaların da satışını yaparak ticari hayatında yöneticileri ve paydaşları ile gayet başarılı bir profil sergilemekte. Bu başarısı ile de potansiyel ve de mevcut girişimcilerimize örnek teşkil edebilir.

Her sektörün her alanın her bilim dalının uzmanları var ve alanlarında uzmanlaşmış bu kişilerin görüşlerinden istifade etmekte yarar var.

Sayın Bakanın iş hayatındaki başarısı takdire şayan olsa da bir bilim olarak ekonomi alanında görüşlerini daha fazla önemseyeceğim bilim adamları var.

Bu insanlar, ekonominin diğer disiplinlerle etkileşimli olduğunu söylüyorlar. Hukuk mesela, yani ülkede adaletin tam anlamıyla tesisi. Ziraat, tarımsal kalkınma. Tahılda ve diğer ürünlerde dışa bağımlılığın ortadan kalkması. Milli eğitimde çağı yakalamak. Kısaca, aklı, kendi tasarrufunda olan, bilimin rehberliğinde ülkesine hizmet edecek donanımlı bilim adamları yetiştirmek. Liyakat esasına göre görevlendirme. Yani yetişmiş bu bilim adamlarını uzmanlıklarını ülkeleri yararına sergileyebilecekleri mevkilerde istihdam etmek. Hepsinden önemlisi de her sunulanı olduğu gibi kabul etmeyen, araştıran, sorgulayan bireyler olarak, sürekli öğrenen, kendini geliştiren bilinçli vatandaşlar ki bu, kişinin, okul çağına kadar ailesi, sonrasında eğitim kurumları ve nihayetinde ancak kendisinin ısrarı ve becerisiyle edinilecek bir özelliktir.

Bir önceki yazımı yazıp gazeteye gönderdiğimde TL yabancı paralar karşısında değerini yitirmekteydi. Bir iki gün sonra yazım yayımlandığında ise yabancı paralar TL karşısında yatırım aracı olarak hükümetin alternatif sunması ile değersizleştirilmişti. Bunu sadece Türk lirasının değer kazanması olarak da ifade etmek isterdim; ancak burada gerçekleşen TL’nin değerinin yükselişinden ziyade yabancı paraya içeride yatırımın, alternatif bir yatırım aracı olan kur garantili vadeli mevduata yönlendirilmesidir. TL’nin değer kazanması yukarıda saydığımız tüm etkenlerin birlikte ve doğrudan etkilediği bir durumdur.

Maliye Bakanı, dövizdeki aşırı yükselişin bir köpük olduğunu belirtti. Henüz bir liste açıklanmadı; ancak elinde döviz bulunduran büyük oyuncular ki bunlar arasında resmi kurumların da olduğu iddia ediliyor, bir anda hatta bir akşamda yüksek miktarda döviz satışı ile kuru aşağıya çektiler. Döviz köpürürken, maaşı erimesin diye kısa vadede dolara yatırım yapan ortalama gelire sahip vatandaşın, kurun düşüşüne yetişip elindeki dövizi satacak kadar esnek davranamadığı ortada. Dolayısıyla parasını korumak isteyen küçük yatırımcı yine sayın bakanımızın deyimiyle çarpıldı. Örneğin 14 TL’den aldıkları Doları, yükseleceği tedirginliğiyle 18 TL’den bozdurmaya cesaret edemezken bugün markete giderken harcamak için 11 TL’den bozdurmak zorunda kalacaklar. Anlaşılan o ki elindeki paranın değerini korumak, köpürse de Dolar almayıp TL’sine sahip çıkarak ve Sayın Bakan, kim olduklarını henüz açıklamasa da

bahsettiği köpüğü yaratanlara karşı ihtiyatlı davranarak, bilinçli vatandaş sıfatıyla, itimat etmeyerek mümkün olacak ancak.