Rümeysa MUTLU


Manevi İklime Yolculuk

3 ay 90 gün 2.160 saat geçti ömrümden…Yaz tatili bitti, “okul başlıyor”, “vakit ne çabuk geçti”, “daha dinlenemedim” gibi sitemli sözlere girmiyorum. Girmeme kararı aldım desem daha yerinde olur.Peki beni bu düşünceye iten; bütün bir iklimi nihayetsiz sükuna sokan şey neydi?


Her yaz geldiğinde bir yazarın şu sözleri kulağımda çınlar; “Ulema akılda, ilimde ve ibadette tatili caiz görmez. Çünkü akılda tatil bizi insanlıktan çıkarır ; ilimde tatil hayattan koparır ; ibadette tatil ise kulluktan eder.”(Prof. İhsan Fazlıoğlu)…Bu sözün hakikatte manasına sanırım yeni eriştim. Artık çınlamaktan öteye geçmişti çünkü…Şunu anladımki ibadette tatil pek tabiki mümkün olamazdı fakat ilimde tatil ibadetlerimin ruhunu zedeliyormuş. Bu sebepten bu “tatil” dediğimiz arayı ilimle geçirmeye her geçen dakikama değer biçmeye, bazı alışkanlıklar edinmeye karar verdim.“Alışkanlık” kavramını açmak isterim.Alışkanlık; devamlı olan hal ve davranış değildir; fasılalı olmayan her daim artan ama eksilmeyendir.Manevi iklime yolculuğum böyle başlamıştı…

Öyleyse şimdi bu dünyada bulunan ama orayı ziyaret ettiğinizde sizi mana alemlerine götüren mekana gidelim;mekanı değerli kılan o değerli zata.Bolu/Göynükte kabristanı bulunan Akşemsettin Hazretleri!... Gezilen şehirlerde kabristan (Türbe) ziyaretleri ne kadar mühimmiş meğersem. Heleki bu fani alemde malayaniye çokça dalan biz kullar için; baki olanı bırakıp faniye dalan kullar!

Akşemsettin Hazretleri kutlu fethe giden yoldaki manevi fatihlerin en önde geleni, İstanbul’un mânevî fâtihi, büyük bir âlim, hâzık bir hekim, büyük bir veli ve çok yönlü bir Türk Bilim adamıdır. Bu güzel sıfatlara mazhar olan olan Akşemsettin Hz.’lerini biraz yakından tanıyalım.

Asıl adı Şemseddin Muhammed b. Hamza’dır. Ancak Akşemsettin veya kısaca Akşeyh adıyla şöhret bulmuştur. 792 (1390) yılında Şam’da doğdu. Baba tarafından nesebi Hz. Ebûbekir’e kadar uzanmaktadır. Yedi yaşlarında babasıyla birlikte Anadolu’ya gelerek o zaman Amasya’ya bağlı olan Kavak ilçesine yerleştiler. Kur’an’ı ezberleyip kuvvetli bir dinî tahsil gördükten sonra Osmancık Medresesi’ne müderris oldu.

İyi Bir Hekimdi

İyi bir tıp tahsili yapmıştır. Tıp tarihinde ilk defa mikrop meselesini ortaya atmak ve hastalıkların bu yolla bulaştığı fikrini öne sürmekle, bu alanda kesin bilgiler veren Fracastor adlı İtalyan hekimden en az 100 yıl önce bu konuya ilk temas eden tabip olduğu kabul edilmektedir.

Hocası Hacı Bayram Vel-i Hazretleri

 Hayatı hakkında en geniş ve doğru bilgilerin yer aldığı Enîsî’nin Menâkıbnâme’sine göre “ilm-i bâtın lezzeti dimağından gitmediği için”, tahminen yirmi beş yaşlarında iken kendisine bir mürşid aramak üzere Fars ve Mâverâünnehir’e doğru yola çıktı; ancak arzusunu gerçekleştiremeden geri döndü. Bazı tavsiyeler üzerine Hacı Bayrâm-ı Velî’ye intisap etmeyi düşündüyse de vazgeçti ve şöhreti Anadolu’ya kadar yayılmış bulunan Zeynüddin el-Hâfî’ye intisap için Halep’e gitti. Fakat bir gece rüyasında, boynuna takılı bir zincirin Hacı Bayram’ın elinde olduğunu görünce Ankara’ya döndü.Haci Bayram veliden riyazet alır ve kendisinden kısa zamanda hilafet alır.

Daha sonra şeyhinin yanından ayrılarak Beypazarı’na gitti, burada bir mescid ve değirmen inşa ettirdi. Fakat halkın büyük rağbet gösterip etrafına toplanması üzerine günümüzde Çorum’a bağlı olan İskilip kazasında Kösedağı civarındaki Evlek köyüne çekildi. Bir süre sonra buradan da ayrılarak Göynük’e yerleşti ve orada da yine bir mescidle değirmen yaptırdı. Bir yandan çocuklarının, diğer yandan da dervişlerinin tâlim ve terbiyeleriyle meşgul oldu; bu arada hacca gitti. Şeyhi Hacı Bayrâm-ı Velî’nin vefatından sonra onun yerine irşad makamına geçti.-Hacı Bayram Veli cenazesinin yıkanma işlemini Akşemsettin Hazretleri’nin yapmasını vasiyet etmiştir.-

Manevi Fatih

Fâtih 1453 yılı baharında İstanbul’u muhasara etmek üzere ordusuyla Edirne’den yola çıkınca Akşemsettin, Akbıyık Sultan ve devrin diğer tanınmış şeyhleri de yüzlerce müridleriyle ona katıldılar. Akşemsettin kuşatmanın en sıkıntılı anlarında gerek padişahın gerekse ordunun mânevî gücünün yükseltilmesine yardımcı oldu. Ancak İstanbul fethedilmesi zor bir şehirdi, kuşatma uzadıkça çatlak sesler çıkmaya başlamıştı. Ama Akşemddin, hocası Hacı Bayram Veli'nin “İstanbul'un fethini şu çocukla(II Mehmed) bizim köse(Akşemseddin) görürler" sözünü unutmuyor ve gönülden inanıyordu.

Çatlak sesleri artmaya başlamıştı Fatih hocasının yanına varır,yanında olmasını ister .Çadıra girdiğinde onu secde halinde ağlarken görür.Savaşın vakti saatini Padişah Fatihe söyler ve dualarla onu uğurlar.Hemen ardından savaş Allahın izniyle muvaffak olur.İstanbul’un Fethi Peygamber Efendimizin büyük mucizesi gerçekleşir.Hamdolsun!

Fatih Sultan Mehmet İstanbul'a beyaz bir at ile girdiğinde yanında hocası Akşemseddin vardı. Kendisine sevgi gösterisinde bulunup çiçek vermek isteyenler 22 yaşındaki gencin değil, yaşlı olan Akşemseddin'in padişah olduğunu düşünerek ona yöneliyordu.

Genç padişah ise" Gidiniz, yine ona gidiniz. Sultan Mehmed benim, ama o benim hocamdır. Şehrin manevi fatihidir" diyordu.

Yolculuğumun sonuna geldik sizlerde benimle bu manevi yolculuğa çıktınız bence…Yolunuz Bolu’ya düşerse 22 yaşındaki Sultan Fatih’in, hocası için yaptırdığı kabristana mutlaka uğrayın.Bizlerin öyle yerlerin ruhuna ihtiyacı var.Herbirimizin nasiplenmesi duasıyla…

Eserleri

• Risalet-ün Nuriyye

• Risale-i Zikrullah

• Risale-i Şerh-i Ahval-i Hacı Bayram-ı Veli

• Def'ü Metain

• Makamat-ı Evliya (Velilerin Makamları)

• Maddet-ül-Hayat (Hayat Maddesi)

• Nasihatname-i Akşemsettin (Akşemsettin Nasihatnamesi)

• Kitab-ül-Tıp (Tıp Kitabı)

• Hall-i Müşkülat (Güçlüklerin Halli)