Agah ÖNAL


MAARİF

Eğitim, insana en çok yakışan, ona en çok yaklaşan, hatta insan benliğinin anne karnından ölünceye değin ayrılmaz bir parçası olan bir gerçekliktir.


Eğitim, insana en çok yakışan, ona en çok yaklaşan, hatta insan benliğinin anne karnından ölünceye değin ayrılmaz bir parçası olan bir gerçekliktir. Eğitimin iki temeli vardır: Biri “talim (öğretim)” diğeri ise “terbiye”dir. Talim, yani öğretim yoluyla örgün veya örgün olmayan eğitimlerde bilgi, beceri ve bütünlüğü için gerekli davranışların uygulanması amaçlanır.

Finlandiya eğitim sisteminde ilkokulda ödevin yasak olduğunu günde ortalama 4 saat ders olduğunu hatta sınav diye bir şeyin olmadığını öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Türkiye’de birinci sınıf öğrencilerinin velileri bile bizim çocuk bugün Matematikten 90 aldı, diye gururlanabiliyor. Ama Finli öğrencilere okulun ilk altı yılında asla not verilmiyor. Buradaki öğrenciler ilk olarak 16 yaşına geldiklerinde ülke genelinde bir sınava giriyorlar ve yapılan son 5 sınavın başarı oranı %98 dir. (Fin tarihinde şuana kadar herhangi bir soru kaçakçılığı sınav tacizi ve adaletsizlik yaşanmamıştır.) Bizim okullarda ders saati 8 ama yetmediği için okul çıkışında etütler, hafta sonu kursları ve özel derslerle bu sayı günde 12-14 bandını yakalıyor. Dünya eğitim ligindeki sıralamamıza baktığımızda, nitelik ve nicelik kavramlarının ne kadar önemli olduğu gün yüzüne çıkıyor.

Eğitim dediğimizde aklımıza ilk gelen şey okul, üniversiteler ve yüksek tahsis kuruluşları gelmektedir. Aslı olan kişinin tahsili değil davranışları ve duruşu olmalıdır. Ekonomide, sağlıkta, sanatta, sporda nerede bir problem varsa onun temelinde eğitim saklıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ünde dediği gibi Eğitimdir ki bir milleti; ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; yada esaret ve sefalete terk eder.