Agah ÖNAL


İHTİRAM

Bir bireyin zaman zaman kendisinde bir eksiklik hissetmesi, bu durumdan sıkıntı yaşaması çok olağan bir durumdur.


Bu durum aynı zamanda bireyin kendisini geliştirmesine de yardımcı olur. Çünkü bireyi harekete geçmesi için güdüler. Bireyin kendinde hissettiği eksiklikler bazen de onu güdülemek yerine, değersizlik duygusu yaşamasına ve bir girişimde bulunmamasına yol açar. Ancak bu hal zaman içerisinde durdurulamaz ve önlem alınamazsa tehlikeli bir hal alarak kişinin kendine göstereceği saygıyı köreltir. Aslında saygı, çok kere korkunun söylenmeyen şeklidir.

Mesele aynı fikirlerde olup anlaşmak değil farklı fikirlerde olup anlayış göstermektir. Farklı inançlar farklı bayraklar veya farklı takımlar tutabiliriz ancak saygıyı kaçırmamalıyız, gariptir ki günümüzde bu durumun farkındalığı çok yüksek olmasına rağmen başkalarının inandıklarını eleştirerek huzur bulmaya çalışıyor ötekileştirerek sövgü haline getiriyoruz. Bu durumda kimse birbirini sevmek sevgiyi artırmak veya yaymak zorundan değildir. Ama mecburen saygı duyup anlayış göstermek zorundadır. Aksi takdirde gergin ve tahammülsüz bir yaşam sürdürmek zorunda kalabiliriz.

İnsanlar var olabilmek için birlikte yaşamak zorundadırlar. Birlikte yaşayan insanların da doğal olarak bu birlikteliği sürdürebilmesi için birbirine dikkatli ve ölçülü davranmaları gerekmektedir. Saygı bir ilişkinin devam edebilmesinde en önemli faktördür. Evrensel etik ilkeler içerisinde yer alan saygı bu nedenle insanlar için önem arz eden bir konudur. İnsanların birbirine ölçülü ve dikkatli davranmaları onların yaşam alanına değer vermelerinin önemli göstergelerinden biridir. Ancak son zamanlarda bu değerin insanlar arası ilişkilerde göz ardı edilmesi, insanların yaşam alanlarında sıkıntıya yol açmaktadır. Oysa insanların yaşam alanları içerisinde birbirine karşı eylem ve tutumlarında, sınırlarını bilmeleri, onların daha istenir bir yaşam sürmelerini vesile olabilir.