Ercan C. TUNCER


HOŞGÖRÜ

Sahip olduğumuz kültürün, bu temelsiz ve sergileyenin kısa vadeli kişisel menfaatlerinin teminine yönelik olarak gösterdiği, toplumu ayrıştırıcı davranış biçimini kabul etmeyeceği ve senaristlerinin çabalarının sonuçsuz kalacağı ortadadır.


İrlandalı Liam Neeson'ın Fransa yapımı Taken 2, İngiliz Daniel Craig'in Amerikan İngiliz ortak yapımı 007 Skyfall ve Çinli Jackie Chan'in Hong Kong yapımı Altın Yumruk İstanbul'da gibi dünyanın hemen her köşesine ulaşabilen filmlerinde gördüğümüz geri kalmışlık temalı Türkiye portreleri, kendinden ol(a)mayanın boğazına diziyle bastırarak nefesini kesenlerin sorumluluğunu taşıyan idarecilerin emelleri arasında gibi görünse de, Atatürk Türkiyesi'nde anılaştırıldığından, ilerisi için de hayalden öteye gitmeyecek gibi görünüyor.

Yine Hollywood senaryolarında, dünyanın geri kalanına, her filminde ülke bayrağına, zenci beyaz demeden tüm vatandaşlarının hayranlığını ve minnettarlığını gösterdiği sahneler ekleyerek birliktelik gücünü göstermeye çalışanların bu davranışının, aslında birbirlerine öldüresiye düşman mozaiğini maskelemeye çalışma çabalarından ibaret olduğu da son gelişmelerle ortaya çıkmaktadır.

Anadolu'nun hoşgörü ve dayanışma kültürüne sahip bizler, adını duymuşluğumuz bile siyasi kariyerinin başlangıcı ile sınırlı olan; fakat aynı siyasi fikre sahip olduğumuz kişiler için, ortak mazimiz olan, yakından tanıdığımız, iyi kötü günlerimizde sevincimizi ya da dertlerimizi paylaştığımız kapı komşularımızı suçlar olduk. Tek farkı siyasi görüşü olan mahallelilerimizi masa başında yazılmış Hollywoodvari senaryolarla hainlikten bölücülüğe, irticadan rejim düşmanlığına kadar, konusunda uzmanlaşmış emniyet güçlerinin, suça ya da suçsuzluğa karar verme yetkisine sahip bağımsız yargı üyelerinin bile araştırma soruşturma süreleri nedeniyle gösteremeyeceği hızda, sözde hükümlerle üzerimize vazife olmaksızın yargılar olduk. Oysa uğrunda bu davranışı sergilediğimiz kişilerin de, aynı kültüre sahip olduğumuzdan bunu istemediğine eminim.

Sahip olduğumuz kültürün, bu temelsiz ve sergileyenin kısa vadeli kişisel menfaatlerinin teminine yönelik olarak gösterdiği, toplumu ayrıştırıcı davranış biçimini kabul etmeyeceği ve senaristlerinin çabalarının sonuçsuz kalacağı ortadadır.

Dünyanın her tarafındaki insanlar olarak, siyasi fikirlerimiz ve etnik ya da dini kimliklerimiz ile fiziksel görünüş farklılıklarımız, kültür mozaiğimize ve inşa edeceğimiz geleceğe çeşitlilik ve folklorik katkılar sağladığı sürece zengin bir toplum oluruz. Farklılar arasında kendinden olmayanı aciz kılarak üstünlük elde etme çabaları baş gösterdikçe insanlığa değil topluma değil, tek başına insana hizmet etmekten öteye gidemeyiz. Oysa uygarlığın ışığı, insan özelinde insanlığa yatırım yaptığımız sürece daha güçlü yanacaktır.

Emerson; ''Gezegenimizin biçiminden doğan bir yanılsama dolayısıyla, herkes kendini dünyanın tepesinde sanır'' demiş. Dünyanın tepesinde olalım; ama diğer herkesin de orada olduğunu bilerek.