Ercan C. TUNCER


FIRSAT EŞİTLİĞİ

Aralık ayı başında Milli Eğitim Bakanı başkanlığında 20. Millî Eğitim Şûrası toplanacak. Şura, danışma kurulu demek. Bu kurulda ele alınacak konulardan biri de ‘’Temel Eğitimde Fırsat Eşitliği.’’


Temel eğitim, kreş, anaokulu, ilkokul ve ortaokulu kapsıyor. Fırsat eşitliği ise kısaca, dil, din, ırk, sosyal statü ve maddi durumu fark etmeksizin ülkenin her köşesindeki tüm öğrencilerin eşit imkanlara sahip olması demektir. Bu imkanlar, okul içerisindeki eğitim materyali ve binaların yapısı, sağlamlığı ya da kapasitesi açısından kendisi olabilir. Yetişmiş eğitmen, yetkin, öğretme ve eğitme kapasitesi yüksek, öğrencisine aktarması gereken bilgi ve görgüye hâkim öğretmen olabilir. Kişisel hırslarını, siyasi görüşlerini göreviyle bağdaşmayacak şekilde personel ve öğrenci ayrımına ve ayrıcalığına neden olacak şekilde mesleğinin önünde tutmayan görevliler olabilir.

Fırsat eşitliği tek başına arz mekanizması ile sağlanmaz. Talep sahiplerinin de aynı bilinçle hareket etmesi gerekmektedir. Çocuğuna fazladan not çıkarı sağlayacak veli, diğer öğrenciler için ağırlıklı ortalamanın etkili olduğu sistemde hak gaspı ile ek bir engel teşkil ederken, inancını siyasallaştırmış bir kurumun memnun ettiği veli, tanrı ile kulu arasındaki kutsal bağa iltimas günahının lekesini düşürme ihtimalini göz önünde bulundurmalıdır.

İlköğretimdeki fırsat eşitliği bir tarafıyla da lise ve yüksek öğretimdeki fırsat eşitliğine bağlıdır. Nihayetinde öğretmeni bilgi, bilgiyi aktarma ile teknolojiyi kullanma becerisi ile donatan kurumlar bunlardır. Kaliteli yükseköğretim kaliteli ilköğretimin gereğidir. Üniversitede uyulmayan liyakat esası ilköğretimde onarılması güç hasarlara neden olur.

Neye yarar fırsat eşitliği?

Algı seviyelerindeki farklılıkları en aza indirir. Örneğin. Bir toplumun yarısı ‘’A’’ yı ‘’B’’ olarak algılıyorsa diğer yarısının çok büyük bir bölümü de ‘’B’’ olarak algılayacaktır. Çoğunluğun ‘’A’’ yı ‘’A’’ olarak algılaması ise fırsat eşitliğinin yanı sıra kaliteli ve doğru eğitimin kazandırdıkları ile mümkündür.

Güncel bir konudan örnekle, yabancı paraların kendi paramız karşısında değer kazandığını düşünmek bir bakış açısıyken aynı duruma kendi paramızın yabancı paralar karşısında değer kaybettiği düşüncesi ile bakmak arasında fark vardır. Bu fark konunun önemine dair farkındalığımızı etkileyecek kadar önemlidir. Farkındalıklarımız ise geleceğimizi inşa etmede yapı taşlarımızdır. Konulara bakış açımızı belirleyen faktörler arasında ise eğitim önemli bir yer tutmaktadır.

Eşitlik tek başına yeterli olmayabilir. Yani yanlış eğitimde eşitlik fırsat eşitliği değil olsa olsa yüklü bir maliyet eşitliği olabilir. Fırsat eşitliği için eğitimin önce kaliteli ve doğru verilmesi sonra bu doğru eğitimden tüm toplumun ayrım gözetmeden gerekli bütün imkanların sağlanması ile faydalanması gerekmektedir.

Kaliteli eğitimin varlığı uluslararası düzeyde derecelendirme kuruluşları tarafından yapılan araştırma sonuçları ile görülebilir. Ülkelerin ilköğretim ve yükseköğretim kurumlarının sıralamaları düzenli olarak açıklanmaktadır. Bu listelerdeki konumumuz bize eğitim

konusundaki çalışmalara ayırdığımız kaynakların verimliliğini, Listelere girebilmiş eğitim kurumlarımızın statü ve finansman yapılarının yanı sıra ülke içerisindeki coğrafi dağılımları da fırsat eşitliğinin sağlanmasında elde edilen başarıyı gösterecektir. Tek başına fırsat eşitliği ile kaliteli eğitimdeki fırsat eşitliği arasındaki farkın ayırdına varabilmek de yine zincirleme etkisiyle gelişmiş ülkeler seviyesinde bir eğitimde fırsat eşitliğinin kazandırdığı bir farkındalıktır.