Ercan C. TUNCER


DİKKAT ÇEKMEK

Günlük haberlere göz gezdirirken neredeyse her gün rastlarsınız: ‘Sağlık Bakanı dikkat çekti...’


Bakan bey, coronaya, vakalara, sayılara, artışlara, azalışlara, aşılara, yaptırana, yaptırmayana vb. konuyla alakalı hemen her şeye dikkat çeker. Günlük haberleri takip ederek dikkati en çok çekilenlerden birisi olarak söyleyebilirim ki bu yaklaşımın coronaya yakalanmaya karşı hiçbir etkisi yok.

Örneğin vakaların artış gösterdiği Antalya’da şehir içi toplu ulaşımda maskeden taviz verilmese de asıl turistin ve turizm sektöründe çalışanların kullandığı şehirden ilçelere ulaşımda yolcular arasında maskesiz seyahat edenlerin önü alınamıyor. Çoğu kimse dikkat etse de mutlaka bir kaç yabancı ya da kendi gerçeğine yabancılaşmış bir kaç yerli turist ya da sektör çalışanı, maskesiz seyahat ediyor. Hastalığın yayılması için de hasta olanın maske takmaması yetiyor çünkü kullandığımız maskeler koruyuculuğu düşük olduğundan ancak karşılıklı kullanıldığında bir nebze işe yarıyor. Otellerde çalışanlar maske kullanıyor; ancak karşısındaki misafir çoğunlukla kullanmıyor. İster istemez bu hastalık turistik bölgelerde bu şekilde yayılıyor. Dikkat çekmek maalesef yetmiyor.

Aşılı olup da evinde ağır geçirenler olduğu gibi aşısız olup ayakta hafif atlatanların da olduğunu duyuyoruz; ancak iki doz aşı yaptırdıktan sonra bu hastalığı tecrübe etmiş birisi olarak, riske girmeye hiç gerek yok, bir an önce aşılanmakta fayda var derim.

Haddinden fazla hırs, ego çatışmaları, kişisel çıkar elde etme çabaları, vizyonsuzluk ve tabii sorumluluk bilincinden yoksunluk gibi örneklendirebileceğimiz bazı unsurlar insanı doğa karşısında bir yok ediciye dönüştürebilir. Doğa da insanoğlunu maalesef kendisine kastedenleri ayırmadan topyekûn olarak kendi nimetlerinden mahrum bırakarak cezalandırır. Doğal afetler ve doğal olup olmadığından emin olamadığımız orman yangınları gibi felaketlerin ortaya çıkışı ve maalesef önlenemeyişi gibi zamanında ve yeterince hazırlıklı karşılanarak en az zararla atlatılamayışı da insanın doğa karşısındaki kibirli davranışının neticesidir. Kibir, teknik imkansızlıklardan, beceriksizliğe ve kişisel çatışmalara neden olan yersiz ego ile maddiyat temelli küçük hesaplara neden olan liyakatsizliğe kadar her türlü felaket karşısında çaresizliğin nedenidir.

Seni, pasaportunla kendi ülkelerine sokmayanların, senin ülke sınırlarını kevgire çevirmeye çalışmasını yadırgamazsın; ama bunu gerçekleştirmelerine de izin vermezsin. Niteliksiz göç ileride niteliksiz güç demektir ki üzerinde düşünülmesi gerekir. Tamam! İmkânın varsa elbette yardım edersin, kucak açarsın; ancak bunu bir iş yani görev haline getireceksen bu görevi kendine kendinin verdiğinden emin olman gerekir. Aksi halde, dediğim gibi kendi pasaportunla girmek için türlü teminat göstermen gereken ülkelerin isteklerine biraz temkinli yaklaşmakta fayda var.