Sabri GÜLTEKİN


Devletler adl ile yükselir, zulmü ile yıkılır

İslâm’ın şiarı, fethin sembolü Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’ne sürülen “kara leke”nin silinmesinin üzerinden tam 1 yıl geçti.


Bugün, 24 Temmuz; hezimetin zafere dönüştüğü gün... 

Bugün, asrın en önemli manevi hadiselerinden birinin gerçekleştiği gün... 

Bugün, 86 yıl sonra Ayasofya’ya parayla değil, abdestle girilen gün... 

Bugün, müminlerin 86 yıl sonra Ayasofya’da ilk defa böyle mahşeri bir toplulukla Cumasını edâ ettiği gün...

Bugün, “devletler adl ile yükselir, zulm ile yıkılır” sözünün tecelli ettiği gün...

Bugün, bayram, “Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır”a iman edenlerin, “Sefer bizden, zafer Allah”tan diyenlerin bayramı... 

Bugün, Allah’la olan misak, Peygamber’e verilen biatlar yeniden tazelendi.

Bugün, kalplerin yeniden fethine, yeniden dirilişine vesile oldu.

*

İbadete açıldığı günden beri milyonlarca Müslüman, koronavirüs salgınına rağmen fevc fevc Ayasofya-i (İlâhî Hikmet) Kebir Camii Şerifi’ne akın ediyor.

Müjdeli belde İstanbul’da bayramı bayram eden müminlerin bahtiyarlığı Mekke’nin, Kudüs’ün, Endülüs’ün, İstanbul’un fethine eşdeğer.

Ulu mâbed Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nde 86 yıllık hasretin ardından tarifi mümkün olmayan bir vuslat yaşanıyor. Öyle bir vuslat ki; sanki İstanbul yeniden İslâm beldesi kılınmış, sanki Ayasofya şükür secdesi için mescide dönüştürülmüş, sanki Kur’an ayet ayet okundukça kalpler titreyip misakını yenilemiş, sanki Hazreti Peygamber davetine ve okunan Bilalvâri ezanlarına yeniden kavuşulmuş.

Orta Çağ’ın karanlığından fetihle Yeni Çağ’ın aydınlık sığınağı Ayasofya’da 86 yıllık fetretten sonra bir bayram sabahı şükür secdeleriyle yine, yeniden, bir kez daha aslına rücû coşkusu yaşıyor.

Tekbîrler, tehlîller, salât ü selâmlar eşliğinde Allahu Ekber terennümleri yeniden doğan Ayasofya’nın kubbesinden arşı âlâya yükseliyor...

Ümmet Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nde 5 vakit buluşmanın, Cuma, Bayram, Teravih namazı kılmanın mutluluğunu yaşıyor. Sadece Türkiye değil, dünya Müslümanları bu kâdim mâbede kavuşmanın sevinciyle şükür gözyaşı döküp, esaret altında inim inim inleyen mazlumlar için dua ediyor.

*

Ey Ayasofya!..

Bugün Mekke-i Mükerreme’nin Kâbe-i Muazzaması, Medinet’ül Münevvere’nin Mescid-i Nebevîsi, Kudüs’ün Mescid-i Aksası sana gıpta ile bakıyor. Mübarek çevresiyle feryad ü figanlar arasında yanan ilk kıble Mescid-i Aksa, sana bakıp umutlanıyor.

Ey Ayasofya!..

Seni hasretle tâzim etmek isteyen yürekler kubenin altına sığmıyor; sel gibi caddelere, sokaklara taşıyor. Kendinden geçen gönüller, vecd ile duaya kalkan eller, dillere firar eden şükürler sevinç gözyaşlarıyla İstanbul’u kendinden geçiriyor.

Ümmet şuuru her zerreyi kuşatıyor, yeni bir fetih yaşıyor. 86 yıldır kemikleri sızlayan Şanlı Ordu ve Müjdeli Komutan Ebû’l-Feth Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u yeniden fethetmiş gibi seviniyor.

*

Ayasofya kubbesi altında secdeye gidenlerle, mihrabıyla, minberiyle, kürsüsüyle, mahfeliyle, minaresiyle, alemiyle, külliye müştemilatıyla fethin sembolü, İslâm mabedi olarak ilelebed payidar olacak.