Prof. Dr. Hulusi Koçak


Corona´da Türkiye


Bir evvelki yazımızda acilen sahra hastaneleri kurulmalı düşüncesini ileri sürmüştüm. Doğruydu. Çünkü sahra hastaneleri diğer hastanelerden izole, bulaşmayı önleyen, pandemi (Kıtalar arası yayılmış enfeksiyon) veya endemilerde (Dar bölgeye yayılmış enfeksiyon) başvurulan, dağda, açık arazide veya var olan bir mekanda kısa sürede kurulabilen, ekonomik, geçici oluşumlardır.

Hükümet bunu yapmadı. Atatürk Havaalanı´nda, sanki başka alan yokmuş gibi çok çok değerli iki pist bozularak, onların üzerine kalıcı 1000 yataklı hastane inşaatı bir şirkete verildi ve 45 günde tamamlanacağı bildirildi. Yani giderek Corona tedbirlerinin azaltılacağı günlerde bu oluşum tamamlanacak. Neye yarayacak? Corona´ya değil!.. Sağlık turizmi için kullanılacak denildi. Şu günlerde veya gelecekte dış ülke insanlarının sağlık almak için Türkiye kapılarını zorlayacağı nereden çıktı? Hangi verilerle bu düşünce geliştirildi? Elde bu olasılıkları doğrulayan hiçbir bilgi yok.  O zaman maksat; Atatürk Havaalanını kullanılamaz hale getirmek, o bölgeyi ranta açmak, hava taşımacılığını İstanbul havalimanına yönlendirmek mi?  Maliyeti çok daha düşük olacak bir hastane için iki milyar değerindeki 2 pisti kullanılamaz hale getirmek akla ve vicdana uydu mu?. Ülkemiz bu savurganlığı yapacak kadar zengin mi? Atatürk havaalanı civarında mekan aranıyorsa orada hazır binalar, uygun arsalar da vardı. İlle de pistin üzerine yapmanın anlamını, başka planları vatandaşlarımın değerlendirmesine bırakıyorum.                                                                                             

Corona pandemisi belirdiğinde hükümet kararlı tedbirlere erkenden girmemiş, tereddütlü tavırlar göstermiştir. Alınan tedbirlerde toplumu evde kısa süreli tutma ve sonra bırakma yöntemi uygulanmıştır. Bu uygulama bir ?Sürü bağışıklama veya sürü aşılama? yöntemidir. Bu uygulama bilerek veya bilmeyerek yapılmıştır. Bu durum; olayı zamana yaymak, bulaşma süresini uzatmaktadır. Tabi bu dönemde yoğun bakımda tedavi görenleri hesaba katmazsanız günde 40-60 can kaybı olmuştur, olmaya da devam etmektedir.    

Ülkemizde pandeminin etkin hale gelmesinin birçok sebebi vardır. 2019 başlarında Dünya Sağlık Örgütünün Corona uyarısıyla bir yıl evvel Sağlık Bakanlığında hazırlanan bilim kurulu raporuna rağmen hükümet yetkilileri Corona´nın dünyada yaygınlaşmaya başladığı günlerde Umreye 20- 40 000 kişinin gitmesine müsaade etmiştir. Bir salgın döneminde bu kadar insanın Umreye gönderilmesi hata, dönüşte bunlara gerekli karantina uygulanmaması da hata!.. Yine okulların, sportif faaliyetlerin, toplu yaşam alanlarının geç kapatılması, uzun süreli karantina yerine kısa süreli uygulamalar da hata!.. Daha önemlisi hükümet ?sokağa çıkma? dediği vatandaşını evde tutamamıştır. Geçimini günlük sağlayan insanlara devlet desteği verememesi onların evde kalmasını zorlaştırmış, hastalığın kontrolünde, bulaşmada sorunlar yaratmıştır.                                                                                                      

Ülkemiz can kaybında diğer ülkeler arasında 7.- 8. sıradadır. 4000 i geçen can kaybımız vardır. Bunu başta Yunanistan olmak üzere Doğu Avrupa ülkeleriyle mukayese ederseniz durumun parlak olmadığı görülür. Üstelik bu sonuçlar Corona testi pozitif çıkan rakamlar. Yakınlarımdan biliyorum, dört dörtlük Corona olan vakalar ? viral pnömoni? olarak değerlendirilmiştir.                                    

Bu arada Corona için izole hastaneler, sahra hastaneleri oluşturulmadığı için genel sağlık sorunları olan hastaların sağlıktan faydalanmaları aksamıştır. Neredeyse her hastane Corona hastasına bakar bir duruma getirilmiş bu da hem bulaşmayı artırmış, hem de genel sağlık hizmet merkezlerinin aktivitelerini, hizmetlerini zora sokmuştur.                                                                                                                     

Ülkemizin bazı yöreler hariç genelde hastane sıkıntısı olmamıştır. Ama bir proje başlatıldı. Şehir hastaneleri!.. Ankara´da altı (6) hastane kapatıldı. Hepsi Şehir hastanesine taşındı. Mamak´taki hasta 30-40 kilometre ötedeki Bilkent Şehir hastanesine gidecek!.. Bu ulaşım şekli hastaya hizmet mi? Üstelik bu hastanelerde gereksiz şatafat, çok büyük, 3000 yataklıdır. Dünyanın deneyip de işletim sorunları nedeniyle vazgeçtiği modeldir. Bu tip hastaneler ?hastane enfeksiyonları?nın oluşması yönünden özellikle de pandemi dönemlerinde çok riskli kuruluşlardır. Üstelik devlet kendi parasıyla değil de, ?yap işlet devret? sistemiyle yapıyor. Kaça mal oldu? Durum meclisin bile bilgisinde değil. Ama bazı rakamlar, yazılar dolaşıyor. 20 hastaneye 25 yılda her bir hastane için 25 hastane parası ödeneceğini bildiren dökümanlar yayınlanıyor. İnsanın içi sızlıyor. İtibardan feragat olmaz derken yardım kuyruklarında bekleyen insanlarımız yüreğimizi daraltıyor. Var olanı bir daha yapmak, var olanı yıkmakla yeni iş alanları yaratılmıyor. Sadece müteahhitlere iş bulunuyor.                                                                                                            

Corona seyrinde tıbbi teknisyenlikte bir başarı vardır. Bu konuda değişik ülkelerde uygulanmış tedavilerden edinilen bilgilerden, tecrübelerden, uygulamalardan faydalanma vardır. Ülkemizin genç nüfusa sahip olması vardır. Zaman içerisinde virüsün atenüasyonu ( Kişiden kişiye bulaşmalarda virüs etkinliğinin azalması) nedeniyle daha hafif hastalık yapabilir olması vardır. Toplumun büyük bir kısmının bilinçli davranması vardır. Tıbbi teknisyenlik başarısında 68 kuşağının iyi yetiştirdiği, dünyayı iyi takip eden, samimi, çalışkan sağlık elamanlarının etkinliğini özellikle söylemek isterim. Bunların yetişmesinde benim de emeğimin olduğunu gururla belirtmek isterim. Onların yönlendirmeleri tam uygulanabilseydi Türkiye bu durumu daha hafif atlatacak, ekonomimiz de bu kadar sıkıntıya düşmeyecek, bu kadar can kaybı olmayacaktı. Corona nedeniyle ülkemizin aldığı, almakta olduğu yara tahminlerin ötesinde ciddidir ve ekonomik yönden önümüzdeki dönemde çok zorlanacak gibi bir durum görünmektedir.