Ercan C. TUNCER


BARO

Bugün, bunlardan biri olan Türkiye Barolar Birliği'nin örgütlenme yapısı değiştirilmek isteniyor.




Meslek örgütleri, mensupları arasındaki dayanışmayı sağlamak ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla kurulmuş, temsil ettikleri mesleğin disiplinini sağladıkları için de 1982 Anayasası ile kamu tüzel kişiliği kazandırılarak kamu hukuku kurallarına tabi tutulmuştur. Bunun bir nedeni de örgütlü birer güç olan meslek odalarından kamu yararına aykırı faaliyetlerin çıkmasını önlemek. Tabii aynı durum odaların da kamu gücüne sahip olarak işlevlerini yerine getirmede kolaylık elde etmesini sağlıyor.

Ülkemizde kamu kurumu niteliğinde birçok meslek örgütü var. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TURMOB), Türk Eczacıları Birliği (TEB), Türkiye Noterler Birliği (TNB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) gibi birçok meslek odasının mevcut örgütlenmesi aynı şekilde yapılandırılmış. Belirli üye sayısını bulduğunuz takdirde yerleşim yeri sınırlarında -il, ilçe- bir meslek odası olarak.

Bugün, bunlardan biri olan Türkiye Barolar Birliği'nin örgütlenme yapısı değiştirilmek isteniyor. Avukatlık Kanunu'nda yapılmak istenen, belediyelere karşı davalarda avukatların elini güçlendiren vurgulamalar, ikâmetgah ve yerleşim yeri kavramlarının ikamesiyle avukatlara, genel siyasi seçim bölgesi dışındaki barolara kayıt olabilme imkanı tanınması, Türkiye Barolar Birliği'ne üniversite kurma hakkı verilmesi, 2012 yılına kadar olan disiplin suçlarının affı gibi değişiklik taleplerinin yanı sıra özelikle dikkat çeken bir konu; her ilde bir baro olarak örgütlenen avukatların, gerekli üye sayısını bulduğu takdirde o il içerisinde ikinci bir baroyu kurabilmelerinin yolunun açılmak istenmesi.

Bu değişikliğin gerekliliğini sorgulatan çok şey varsa da en masumane yaklaşımımız İstanbul, Ankara, İzmir dışında uygulanmasının mümkün olmaması. Madem gerekli, diğer illerdeki avukatların eksiği nedir de bundan mahrum kalıyorlar diye merak etmiyor değiliz.

Bir konu da yine madem gerekli; TBB ile aynı statüdeki diğer meslek odaları için de böyle bir talep olacak mı? Olmayacaksa avukatların, örneğin veterinerlerden ya da noterlerden veya tabiplerden ziyade buna ihtiyaç hissetmesinin nedeni nedir?

Aslında sözü uzatmadan, bu girişimin demokratik ya da toplumsal ihtiyaçtan ziyade mevcut TTB başkanının seçim kaygısı nedeniyle, öncesinde son derece sert biçimde muhalefet ettiği siyasi iktidara da yakınlık göstererek, koltuğunu koruma maksadına yönelik olduğu iddialarına da değinmek gerekiyor. Gerek başkanın yaklaşımları gerekse durumdan fayda çıkarma ihtimalleri de bu iddiaları destekler durumda. Ne de olsa yandaşları İstanbul, Ankara ve İzmir'de iki biner üyeden birkaç baro kurarak gereken delege sayısına ulaşabilecektir.

Zaaf insani bir maluliyettir; istisnasız, farklı konularda olmak üzere, herkeste bulunur. Kimseyi gösterdiği zaaflardan dolayı suçlayamayız; ama bu zaaflarının toplumun ve toplumun refahını temin eden oluşumların zedelenmesine neden olmasını da doğru bulamayız. Suça yöneltecek kadar zaaflarının esiri olanlar ise zaten güvenlik ve adalet kurumlarının konusu.

Demokrasi, kendisini şahsi menfaat temin etmeye yönelik; fakat toplumsal zarara yol açacak girişimlere karşı hukuk kapsamında koruma altına almıştır. Bu nedenle denetleme mekanizmalarının ve yargı

kurumlarının bağımsızlığı, onu, temsil edenlerin dahi zaaflarından korumanın olmazsa olmaz yoludur.

Mustafa Kemal Atatürk ''Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.'' Diyerek devletin bekasının insanın ömründen bağımsızlığına dikkat çekmiştir. Halkıyla kurduğu ülkemizin, elinde bulunan tüm erklerini milletine teslim eden ve milletinin ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde bağımsız kılan Atatürk, ileri görüşlülüğüne eşlik eden mütevazi yaklaşımının ölümsüz bir lider yaratmanın en önemli koşulu olduğunu da ispatlamıştır.

Montaigne'nin bir sözü var: ''İnsan hiçbir şeyde ihtiyaç duyduğu miktarla yetinmekle kalmıyor: Ne şehvette, ne devlette, ne servette! Kollarını o kadar açıyor ki, sonunda açgözlülükle elde ettiklerinin hiçbirini kucaklayamıyor.''

Türkiye Barolar Birliği, statüsündeki tüm kurumlar arasında demokrasinin en pekiştirici unsurudur; savunmanın kalesidir. Adalet sözkonusu olduğunda açgözlü olması yadırganamaz; fakat kollarını, üyelerini ayırarak değil, biraraya getirerek açtığında kitleleri kucaklayacak büyüklüğe erişecektir.



Yasin Alpay Coşkun
16.07.2020 12:35:26
Günümüz Türkiye'sinde (iktidar tabiri ile yeni Türkiye) kurumların hızla muhalefet edemez hale getirilmesi çabasının demokratik hakların savunucusu yargı erkine sıçraması ve müdahalenin HSYK düzenlemesi ile baş göstermesine tepkilerimiz cılız kalmış olacak ki nefes almak için suyun üstüne çıkmamıza izin vermemecesine bir çaba sürdürülüyor...