Baki olana dönmek…
Tarih: 9.2.2016 15:38:58 / 7009okunma / 0yorum
Ahmet AKİF

Yaşıyoruz ve hayat sahibiyiz. Anacak içinde bulunduğumuz hayatı anlamamız ve algılamamız ise çok fazla çeşitlilik arz etmektedir. Tabi bu durum, bilgimize görgümüze ve çevresel faktörlere göre şekillenmektedir aynı zamanda.

Kimi der nasıl sürersen öyle gider bu hayat bu dünya! Tabi bunu diyende bilir ki hiçte öyle değildir işin hakikati. Gerçi bilmese de hayat, bütün gerçekliği ile kendisiyle yüzleşir hiçte beklenmeyen zamanlarda…

Elimizden kayıp giden zamanlar… Geçen ömür… Tabi ki her gidenlerle beraber farkına vardığımız kayıplarımız… Ve her kaybedilenlerle beraber kendi kayıplarımız! Onların lisanî halinin fısıldadığı, anlattığı çok şeyler var. Anlayan ve anlamak isteyenler için… Oysa değişmez olan fanilik gerçeği her yerdedir ve o hep bizimledir.      

İçinde yaşanılan dünya ve o dünya içerisinde bulunan bütün mahlûkat ne kadar fani ise (geçici, sonu olan, son bulansa) insanda öyle fanidir,

 Ancak insan dünya içerisindeki diğer bütün fani mahlûklardan ayrı olarak içerisinde en müstesna olarak ”beka” için (sonsuzluk, devamlılık) halk edilmiş olan bir varlıktır,

            Çünkü insan bâki bir zatın âyinesi olarak yaratılmıştır. Âlemleri yaratan Cenab-ı Hak hadsiz kudret ve nihayetsiz rahmetini göstermek için yarattığı o insanı; meydanı imtihan olan bu âleme bir imtihan için göndermiştir. İnsanın yaratılmasında var olan nice özelliği yanında

 hadsiz derecede güçsüzlük, kuvvetsizlik, nihayetsiz sonu olmayan fakirlik, ihtiyaç, yoksulluk, acizlık, muhtaçlık da derç edilmiş, yerleştirilmiştir.

Ayrıca, hem hadsiz, (sonu olmayan)  kendi isimlerinin nakışlarını göstermek

İçin; insanı yine öyle bir surette halk etmiş ki, bu yüzden insanoğlu yaşadığı hayatta; haddi olamayan çeşitte üzüntüler yaşadığı gibi, haddi tarif edilemez yönlerle de lezzetler alır bir durumdadır.

İnsana derç edilen hadsiz duygular, cihazlar, aletlerin üzüntüsü ayrı, lezzeti ayrı vazifesi ayrı mükâfatı ayrıdır,

            Adeta büyük bir insan olan şu alemde, Cenab-ı  Hakkın tecelli eden bütün isimlerinin yansımaları görülmekte, fark edilmektedir

Hal bu olunca görülüyor ki;Âlem´e aksedenler, küçük bir âlem olan insan ada aynı şekilde yansımaktadır. İşte ondan olacak ki; insanın yaratılışında, bekaya karşı şiddetli bir aşk var. Yine onun içindir ki her sevdiği şeyde kuvvetli bir şekilde, sonsuzluk, devamlılık arar; yok olmasını istemediği.

Ne zaman sevdiği bir şeyin zevalini, faniliğini, yok olacağını düşünse veya görse derinden derine feryatlar eder.

 “ Bütün fenalıklarından, ayrılıklardan gelen feryatlar, aşk-ı bekadan gelen ağlamaların tercümanlarıdır.” diye ifade edilen söz ne güzel ifade eder işin hakikatini.

            Kim bilir belki ebedi yaşama arzusu olmasa muhabbetlerde olamazdı. Ebedi yaşamayı arzu etmeyen neyi arzu edebilir ki, bütün içtenliği ile?

Hayatı sevmeyen o hayatın içindekileri sevebilir mi? Dünyada yaşama isteğini kaybetmiş hangi akıl sahibinin, bir başka varlığa hürmet ve saygısı olur ki; değer verebileceği?

Saygının olmadığı gönülde muhabbet, muhabbetin olmadığı yürekte sevgi olur mu?

            “Madem insan bekaya aşıktır, bütün kemal atı lezzetleri bekaya tabidir ve madem beka Bâki zül celale mahsustur öyle ise Ey İnsanlar :” Fani kısa, faidesiz ömrümüzü baki uzun, faideli, meyveden yaprak ister misiniz? Madem istemek insaniyetin iktizasıdır; Bâki-î hakikinin yoluna sarf ediniz. Çünkü Bakiye müteveccih (yönelmiş) olan şey bekanın cilvesine (yansımasına) mahzardır.”(Lemalar s 23 )     

Anahtar Kelimeler: Baki, olana, dönmek
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Efsane… (26 Ocak 2016 - Salı)
Yaşamak; hissetmek, anlamak (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
O kadarda olsun canım! (27 Aralık 2015 - Pazar)
Sivas´ta güzel şeylerde oluyor. (21 Aralık 2015 - Pazartesi)
Rakamlar neyi gösteriyor, neyi söylüyor? (05 Aralık 2015 - Cumartesi)
Alın size bir Fantezi yazısı (2) (15 Kasım 2015 - Pazar)
Alın size bir Fantezi yazısı (1) (10 Kasım 2015 - Salı)
Yerli otomobilimiz bu sefer tamam mı? (29 Ekim 2015 - Perşembe)
Dün bugün yarın (26 Ekim 2015 - Pazartesi)
12 Eylül İhtilali (5) (18 Eylül 2015 - Cuma)
12 Eylül İhtilali (4) (15 Eylül 2015 - Salı)
12 Eylül İhtilal´i (3) (14 Eylül 2015 - Pazartesi)
SİYŞAD ve Bekir Alim(2) (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
SİYŞAD ve Bekir Alim(1) (27 Ağustos 2015 - Perşembe)
O günde böyle geçti (2) (27 Temmuz 2015 - Pazartesi)
O günde böyle geçti (1) (27 Temmuz 2015 - Pazartesi)
Batı cephesinde değişen bir şey yok (22 Haziran 2015 - Pazartesi)
Harun Kaban ve Kuru sırtın Ardı (16 Haziran 2015 - Salı)
12 Eylül İhtilali (2) (10 Haziran 2015 - Çarşamba)
Ya istenen olmazsa?!... (01 Haziran 2015 - Pazartesi)
HÂSILI KELAM (12 Mayıs 2015 - Salı)
YAZMAYA DAİR… (06 Mayıs 2015 - Çarşamba)
Sayfa:
Kangallı Şairlerin Dilinden
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.3504
EURO
6.0839
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Denizin dibinde incilerle taşlar karışık olarak bulunurlar, övülecek şeyler de kusur ve yanlışların arasında bulunurlar

Mevlana
Çorbanızı kısık ateşte pişirerek lezzetini artırabilirsiniz. Pişirme esnasında çorbanıza ekleyeceğiniz su mutlaka sıcak olsun. Çorbalarınızda tuzu fazla kaçırırsanız bir patatesin kabuklarını soyun ve dörde bölerek çorbanın içine atın. Patatesler yumuşa

Çorba Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları