Ercan C. TUNCER


AŞILANDIKÇA AÇILIRSIN

Türkiye Cumhuriyeti’nde bugüne kadar yapılmış ve amacına ulaşmış darbe ve darbe amaçlı tüm girişimler kesinlikle ülkemiz demokrasi tarihi adına kara birer leke olmakla birlikte Batı’nın yararına ve yararına olmadığı zamanlarda da en azından zararına olmayacak şekilde sonuçlanmıştır.


Amirallerin emekli olup sivil hayata geçtikleri bir dönemde yaptıkları açıklamanın maksadına yargı karar verecektir elbette; ancak emekli olmuş ve ifadelerine bakılırsa türlü sağlık sorunlarıyla uğraşan bu amirallerin birçoğu görevi başındayken, 15 Temmuz darbe girişimcilerinin, kendilerinden olmayan subayları tasfiye sürecinde özgürlüklerinden edilmiş, türlü iftiralarla itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır. Bu komutanların, darbecilerle aynı zihniyetle hareket etmiş olma ihtimalini tekrar gözden geçirmekte fayda vardır. Üstelik Montrö ile ilgili ifadeler ele alındığında bu açıklama pek de şu sıralar Batı’nın istediği doğrultuda görünmemektedir.

Dahası bu ülkede böylesi kalkışmaların artık sadece düşmanca bir ahmaklıktan ibaret olduğunu fark edemeyecek kimse kalmamıştır. Bunun en iyi dayanağı da zamanında, devletin tüm imkânlarından faydalanabilen, emniyet ve askeri istihbarata hâkim, kozmik odaya erişim sağlamış, silah ve para gücüne sahip, içeride yargı dâhil neredeyse tüm devlet kurumlarında etkin olmasının yanı sıra arkasında dış güçlerin desteğiyle hareket etmesine rağmen Demokrasi karşısında bozguna uğramış olan 15 Temmuz darbe girişimcileridir.

Türkiye’de darbe girişimlerinden sonuç alma ve çıkar sağlama dönemi ne mutlu ki bitmiştir.
Montrö feshedilebilir mi? Aslında İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının da bir anlamı olmadı. Zira gölgesinde yapılan 6284 sayılı kanunda bir değişiklik yok. Şu anda da sözleşmeye uygun hali geçerli. Dileriz böyle de kalır. Ancak bu durumda tek taraflı feshin sonrasındaki süreçte yaşanacaklar - hukuki itirazlar ve neticeleri - tecrübe edilecektir. Bu da feshin bir başka fesih için ön hazırlık olduğunu akla getirebilir. Yine de gönlümüz gelişmiş ülkelerin donanma gemilerinin Karadeniz’e girmesinin, Türk vatandaşlarının bu ülkelere vize almasından daha kolay olmamasından yana.

Kanal İstanbul da bir nevi Montrö’nün by pass edilmesi maksadını taşıyor olabilir. Çünkü Montrö’den istisna olarak değerlendirilmediği sürece ekonomik, siyasi, askeri, ticari bir artısı yok. İstisna olarak değerlendirildiğinde de artılarının Türkiye ile bir ilgisi yok. Boğazlar Sözleşmesi’nin öyle ya da böyle devre dışı bırakılması da tüm Karadeniz ülkeleri için güvenlik riski taşımakta.

Moskova lebaleb, Antalya karantinada. Rusya, alışveriş merkezlerinde kurduğu aşı odalarına anonslarla yönlendirdiği vatandaşlarını herhangi bir kıstas aramaksızın ücretsiz aşılıyor. Halk yüzde doksan oranında maskeyi bırakmış durumda. Yaşam eski normale dönmüş. Bunun nedeni bilinçsizlik de olabilir aşı da aşı üretmenin öneminin bilincine varmış olmak da. Bir ihtimal de verilerin tamamen saptırılarak hasta sayılarının düşük açıklanması ile halkın rehavete kapılması ve maskeyi çıkarması. Hangisi kime daha mantıklı gelirse artık. Uçuşlar durdurulmasaydı gelecek olan Rus turistlere de sorabilirdik.
Covid 19 için alınan önlemlerin faydasını belli ki halk göremedi. Esnaf dersen bir kapanıp bir açılmanın etkisiyle onun da iyi durumda olduğu söylenemez. Öncesinde bir süre tam kapanalım, yeter ki sonrasında normale dönelim diyen esnafın mağduriyetinden zincirleme olarak nasibini alan bir kesim daha var ki onlar da tedarikçiler ve üreticiler.
Aşılama tamamlanmadıkça bu mağduriyetlerin giderilemeyeceği açık. Sırası gelenler aşılanmadığı için aşıların çöpe gittiği söylentisinin yayıldığı şu zamanlarda sorunları çözüp bir an önce isteyen herkesin aşılanmasını sağlamak gerekiyor.