Ercan C. TUNCER


ALICILAR

‘’Hepiniz, bir yerlerde birilerinin unutmaması gereken bir şeyler öğrendiniz; onları bunlardan nasıl haberdar edeceksiniz?’’ Richard Bach


Muhtemelen hayatın genelinde bilgiyi yaymanın gerekliliğine değinen bu sözü şu sıralar meşguliyetimiz olan Sedat Peker açıklamaları özelinde örneklendirmek istedim.

Bayırbucak Türkleri’ne gönderildiği görünümünde El Nusra’ya silah yardımı yapıldığı iddiası yıllar önce Tuğrul Türkeş tarafından ‘’Vallahi de billahi de o silahlar Türkmenlere gitmiyordu.’’ Sözleri ile üstü kapalı olarak gündeme getirilmiş.

İletişimin gerektirdiği unsurlar içerisinde kaynak kadar alıcı da önemlidir. Tuğrul Türkeş’in, sonrasında ısrarcı olmayan tavırlarından hareketle hedeflediği alıcıya ulaşıp ulaşmadığından emin değiliz; ancak toplu iletişim araçlarından yayılan bilginin hedeflenenden bağımsız olarak ilgili tüm alıcılara ulaşıp ulaşmadığını bugün açıklamaların ayrıntılı tekerrürü ile anlamak mümkün olabilir.
‘’Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör olamaz.’’ İbn-i Sina

Doğu Ortodoks Hıristiyan Mezhebinin merkez kilisesi olarak inşa edilen Ayasofya, dün Fatih Sultan Mehmet, bugün Mustafa Kemal Atatürk sayesinde topraklarımızda ve egemenliğimizdedir. Minnet duyulacaksa bu ecdadımıza duyulmalıdır. Tarihimiz, ecdada hakaretin bir kesime yönelik popülist ve işgüzar bir yaklaşımdan ibaret söylemlerini anlamsız ve suça yönelik kılmaktadır. Din adamlığı sorumluluğu ağırdır ve her camii gibi Ayasofya minberi de bu sorumluluğu layıkıyla taşıyabilen tarih bilincine sahip imamların varlığıyla ancak hak ettiği itibarı pekiştirebilir.

‘’Geçmişin tehlikesi esir olmaktı, geleceğin tehlikesi ise robot olmaktır.’’ Erich Fromm

Kendisini, düşünerek hareket etme kabiliyetinden yoksun bırakan kimseler, kumandası başkasının elinde bulunan robotlardan farksızdır. Mesleği icabı görev icra edenler konumuz dışında olmakla birlikte, üzerine vazife olmaksızın düşünmeden, sorgulamadan barış ortamlarında hamasi telkinlerle galeyana

getirilerek birilerince icat edilmiş sözde düşmana saldırmak, kabiliyetini, insan olmanın gereği vasıflardan yoksun bırakarak kapasitesini heba etmekten ibarettir.