Rümeysa MUTLU


ZAMAN ÇARKINDA  SEYİRCİ MİSİN OYUNCU MU?

Ey Genç! Sence zaman dediğimiz kavram yaşadığın an, gelecek gün; geçen anlardan mı ibarettir.Yoksa akrep ve yelkovanın birbirini kovalaması mıdır sadece…


Ey Genç! Sence zaman dediğimiz kavram yaşadığın an, gelecek gün; geçen anlardan mı ibarettir.Yoksa akrep ve yelkovanın birbirini kovalaması mıdır sadece…Yalnızca böyle tanımlamak dahi büyük bir hezeyan olmaz mı bizim için.Zaman dediğimiz şey insana verilmiş en büyük nimet ve sermayedir.Altınla gümüşle kıyaslanamayacak bir ömür sermayesinden bahsediyorum.Vuslata kavuşmak için bize verilmiş bir bilettir.Bizlerin zaman kavramına bakışı bu olmalı.Biz kimiz…Müslümanlarız! Asr-ı saadet (kulluk adına tüm problemlerin çözüldüğü, güzelliklerin olduğu çağ)ın mimarı Ashabı Kiram’ın nesliyiz,İstanbul’u İstanbul yapan Eyup El Ensari’nin; Ankara’yı Ankara yapan Hacı Bayram Velin’in nesliyiz. Bir ilim ehli der ki : شرف المكان با المكين “Mekanın değeri içindeki iledir”.Yani değerli kılacak olan insandır,insanın zaman çarkında olan idaresidir.

Allahu Teala’nın Asr suresinde zamana yemin ediyor olması meseleyi idrak etmek için yeterlidir. Surede insanın hüsran ya da kurtuluşunun zamanla alakası vurgulanıyor.İnsan ziyandadır, çünkü zamanın kıymetini bilmemektedir. İmtihanında, kulluğunda en büyük sermayesi olan zamanı iyi değerlendirmeyerek , o sermayeyi ona verenin yolunda harcamayarak , faydasız şeylerin peşinde koşarak kaybetmiştir. Fahreddin-i Razi (Rahmetullah’ı aleyh) tefsirinde diyor ki; “ben zamanın değerini pek anlıyamazdım. “Vel-Asr ” suresini okurdum da manayı gönlüme yer ettiremezdim.Bir gün çarşıda buz satıcısı gördüm. Şöyle bağırıyordu; “sermayesi her an eriyen bu zata acıyın.” Eriyip giden sadece buzlar değil zaman eriyor ve ömür sermayemiz tükeniyor. Adamın buzları için endişelendiği gibi zamanın akıp gitmesine endişelenmeyen bizlerin vay haline!

Zamanın öğütücü çarklarına bir Müslüman kendini kaptırmamalı her an öğrenmeli, öğrendiğinin zekatını vermeli,hakkı ve sabrı tavsiye etmeli ki mekanlar güzelleşssin. Dünya eşsiz bir yer olsun insanoğluna…Hepimizin ağzından düşmeyen bir söz vardır ya “zamanım yoktu”. Sormak istiyorum, hayatlarına eserler sığdıran alimlerin, çağ açıp çağ kapatan fatihlerin; bizlere yaşanabilir bir dünya tasavvuru, idealizmi bırakan Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan’ın zamanı yalnızca 24 saat değil miydi?

Müslüman bir genç kum saatinde akan kumun seyircisi olamaz. Tam ortada,dünya sahnesinde oyuncu olmalı…Her güne yeni bölümler yetiştirmek zorunda olan , geceden planlı ;program dahilinde çalışan; “iki günü bir olan ziyandadır” hadisi şerifini düstur edinen bir oyuncu olmalıdır.

Hz.Mevlana’nın şu sözleriyle bitirmek istiyorum;

“Akıp giden zaman içinde bir kafesteyim,her türlü amelde çok ahesteyim, kabrim beni bekliyorken dünyalık hevesteyim, uyandır artık Ya Rab! Belki son nefesteyim.”