Muttalip KARATAŞ


Ramazan Bayramı

Rahmetiyle bizleri karşılayan, bereketi ile kucaklayan, Müslümanlara sabrı, nimete şükrü, yani yanı başımızdakini fark etmeyi ve paylaşmayı öğreten on bir ayın sultanı Ramazan ayını geride bırakarak, mutluluk ve sevincin, sevginin ve kardeşliğin topluma dalga dalga yayıldığı Ramazan Bayramına kavuşmuş bulunuyoruz.


Baştan sona bir feyiz, rahmet ve bereket mevsimi olan bu günlerde oruçla iradelerimiz güçlendi, iftarla cömertliği, ikramı ve paylaşmayı sahurla hayır ve bereketi yaşadık, teravihle neşe ve heyecanı hissettik, zekât ve fitreler toplumun sosyal yaralarını sardı. Kadir gecesiyle gelen yüksek değerler manevi hayatımızı kuşattı. Akıl ve gönülleri manevi bir atmosferde zirveye taşıyan hatim ve mukabeleler, dini duygunun kolektif olarak paylaşılmasını sağlamıştır. Bütün bu güzellikler ferdi hayatta dindarlığın, sosyal hayatta dayanışma ve kaynaşmanın yoğun olarak yaşanmasına ve Müslümanlar olarak arınma ve yenilenme bilincimizin tazelenmesine vesile oldu. Ramazan ayı boyunca eda edilen ibadetler olsun, bu ayda kazanılan ahlaki vasıflar olsun sürdürülmek durumundandır.

Hz. Enes’den gelen rivayete göre Peygamberimiz Medine’ye hicret buyurduklarında Medine’lilerin eğlendikleri iki günleri vardı. Peygamberimiz: “Bu günler ne oluyor ?” diye sorduğunda, onlar “Biz cahiliyette bu günlerde oynayıp eğlenirdik.” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (as): “Bunların yerine Allah Teâla size daha hayırlı iki gün verdi: Ramazan bayramı ve Kurban bayramı” buyurdu. (Ebû Davut, Salât 245; Nesai, Iydeyn 1)

Ramazan ve Kurban bayramları hicretin ikinci yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. O günden beri kutlana gelen bu iki bayram, Müslüman milletlerin aynı zamanda milli bayramları haline gelmiştir.

Ecdadımız dahi Asr-Saadetten devraldığı bu emri en güzel şekilde korumuş, dini emrin yanında bir takım gelenek ve göreneklerle de bayramları süslemiştir.

Bayramlar bizleri istikbale taşıyan ve tarih sahnesinde biz Müslümanlara süreklilik kazandıran en müstesna zaman dilimleridir. İman kardeşliğinin tezahür sahneleri bayramlar, Müslüman kalma şuurumuzu sürekli diri tutan şeâir-i diniyyedendir. Bayramlar, zamanı başka zaman, cihanı başka cihan eyleyen, mahzun gönüllere sevinç ve müjde tattıran, coşku ve barış rüzgârlarının dalga dalga yayıldığı ulvi zaman dilimleridir.

Ayrıca, Mübarek Ramazan-ı şerifin son günlerinde bayramı beklerken Mescid-i Aksa’ya ve Filistinli kardeşlerimize karşı terör devleti İsrail’in barbarca saldırılarına şahit oluyoruz. Mukaddes beldeye ve mukaddes mabede karşı yapılan bu menfur işgal girişimi, şüphesiz tüm İslam âlemini ve insanlığın evrensel değerlerini hedef almaktadır.

İşgalciler tarafından mabet masuniyeti sürekli ihlal edilmekte ve mübarek Ramazan Ayı’nda Mescid’de ibadet eden Müslümanlara tüm dünyanın gözü önünde silahlarla müdahale edilmektedir. Bu insanlık dışı tutumu şiddetle lanetliyoruz, telin ediyoruz, kınıyoruz

Ramazan bayramınızı en içten dileklerimle tebrik ediyorum. İçinden geçmekte olduğumuz Koronovirus günlerinin geride kalmasını, İlk kıblemiz Mescid-i Aksa ve Peygamberler şehri

Kudüs’ün zalimlerin işgalinden kurtarılmasını, insanlığın barış ve huzuruna vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.