Ercan C. TUNCER


KRAVAT VE FULAR

FULAR ile ilgili yazmayı düşününce izcilerin özellikle kullandığını gördüm ve aklıma, Hababam Sınıfı serisinden 1978 yapımı ‘’Hababam Sınıfı Tatilde’’ isimli filmde izcilerin kırmızı beyaz fular taktıkları sahne geldi. Çok da bizdenmiş ve farkında olsak da olmasak da hayli aşinaymışız diye düşündüm.


Fular etimolojik olarak Fransızcadan gelse de aslen Uzakdoğu kökenli olduğu ve ilk olarak erkeklerin soğuktan korunmak için kullandığı söyleniyor. Aynı şekilde kravat da kelime kökeni olarak Fransızların Hırvatları nitelemek için kullandığı ‘’Croates’’ sözcüğünden türeyen ‘’Cravate’’ sözcüğünden gelse de onun da aslının Uzak Doğuya dayandığı söyleniyor.

Çıkış noktasını bilemem; fakat her ikisi de bize Batı üzerinden geldiği için düşün, bilim, sanat ve endüstri alanlarında ileri anlamında uygar bir toplumun giyim tercihi olarak addediliyor. Batı dünyasının sanat, düşün, sanayi ve bilim alanında yatırımları daha fazla olduğundan uygar sıfatını nispeten daha fazla sahiplendiriyoruz.

Atatürk dönemi idarecilerimizin, uygarlığın en üst mertebesi olan, kadınlara sağlanan seçme seçilme ve vatandaşlık hakları, kendi yöneticilerini tayin, demokrasi yolunda atılan adımlar, ekonomik atılımlar, tarım, sanayi ve özellikle modern laik eğitim alanlarındaki yatırımlar gibi bağımsızlığın gereği icraatları, bu sıfatı aslında Batı’dan daha önce ve daha fazla sahiplenebileceğimizin ve onlar dâhil, uygarlık hususunda dünyaya örnek teşkil edebileceğimizin kanıtıdır.
Konumuza dönersek, kravat ve fuları aklımıza getiren, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, imzalı bir doğum günü tebrik kartı ile milletvekillerine gönderilecek hediyeler olarak tercih edilmesi. Fiyatı önemli değil; ödemesini de zaten sayın bakanın kendi cebinden yaptığını bakanlık açıklamış.

Daha ziyade hediye olarak kravat ve fuların tercih edilmesini düşündüm. Erkek milletvekillerine, resmiyeti ve erkeksi gücü temsil ettiği ortada bir kravat ve kadın milletvekillerine, erkeklerin kullanımıyla başlayıp zamanla kadınların da tercih etmeye başladığı fular.

Moda açısından bakamam. Ancak kadınların en güçlü oldukları, hem kadın hem erkek yurttaşları temsil yetkisine sahip oldukları yer olan Meclis’te, tarihi olarak erkek giyiminin bir parçası kabul edilen, halen aynı zamanda erkekler tarafından da kullanılan fular yerine eskiden beri kadın giyiminin bir parçası kabul edilen giysilerden biri hediye edilebilirdi belki. Ama fular kadar Avrupai olur muydu bilemem.

Yine de parti ayırt etmeksizin milletvekillerinin doğum gününü kutlamak gibi adetler siyasetin ülkemizde ne kadar ince ve nezaket kuralları dâhilinde yapıldığını göstermesi bakımından önemli.

Kadın ya da erkek, insanların kanunla belirtilen haller dışında ne giydiği ya da çıplak gezmedikçe –toplumsal yaşam alanlarından uzaklaşıp, doğaya yaklaştıkça o bile hak sayılır belki- ne giymediği kendi özgür iradeleri neticesinde haklı olarak ortaya koydukları bir durum. Önemli olan kişilerin kendilerine layık görmediği önyargıya başkası maruz kaldığındaki tavırlarıdır.

Liyakat esaslı seçim, görevlendirme ve atamalarda, demokrasinin ve hukukun egemen olduğu toplumlarda, bireylerin kamudaki hizmetleri kişisel yaklaşımlardan uzak, kanunlarla dengeli ve adil olacağından, dış görünüşün önemi kalmayacaktır. Aksi durumda ise dış görünüşün zaten hiç önemi olmayacaktır.